Kemikleri verilmedi, dosya zaman aşımına uğratıldı!

  • 13:40 14 Mayıs 2022
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 894’üncü hafta eylemlerinde kemikleri ailelerine teslim edilmeyen ve dosyaları zaman aşımına uğratılan Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan için yargı makamlarını AİHM kararını uygulamaya çağırdı.
 
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 894’üncü hafta eylemlerini pandemi koşulları nedeniyle dijital medya hesaplarından basın açıklaması yaparak gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde gözaltına alınıp kaybedilen Mehmet Selim, Hasan Örhan ve Cezayir Örhan için adalet istendi.
 
Kulp’ta yaşayan Mehmet Selim, Hasan Örhan ve Cezayir Örhan, Deve boyu Mezrası’nda 6 Mayıs 1994 tarihinde yapılan asker baskını ile gözaltına alındı ve kaybedildi. Aile’nin ve İHD’nin arayışları sonucunda 2003 yılında Mehmet Selim ve Hasan Önan’a ait kemikler Diyarbakır Kulp’ a bağlı Bağcılar köyü yakınlarında toplu bir mezarda bulundu.  Cezayir Önan’in cenazesine ise ulaşılamadı.
 
Tek torba içerisinde, tek kabirde, kimsesizler mezarlığında…
 
Eylemde ilk olarak Mehmet Selim Örhan’ın oğlu, Adnan Örhan konuştu.  Babası, amcası ve kuzeninin ağır işkencelere maruz kaldığını ve görgü tanıklarının anlattıklarının çok acı olduğunu ifade eden Adnan, o günlere, yaptıkları hukuki girişimlere ve taleplerine dair şunları anlattı: “ Babamlar alındıktan sonra lojmanlarında askerlerin kaldığı Lice Yatılı Okulu’na götürülüyor ve 15-17 gün boyunca orada ağır işkence görüyorlar. Ardından Kulp Bağcılar köyü Kevrekok mevkine götürülüp orada kurşuna dizilip katlediliyorlar ve ilaç dökülerek yakılıyorlar. Kevrekok mevkinde ayrıca 8 cenazeye daha ulaşılıyor. Başka bir kayıp ailesi Kulp Savcılığı’na başvuruda bulunuyor ve birkaç askere toplu mezarlığı açtırıyorlar. Orada bulunan kemikler İstanbul Adli Tıp’a gönderiliyor. Yaptığımız başvurular sonucunda birinin babam diğerinin amcam olduğu yönünde sonuçlar çıktı. Kulp Savcılığı’na müracaat edip kemikleri almak istedik fakat kemiklerin tek torba içerisinde, tek kabirde, kimsesizler mezarlığına defnedildiğini öğrendik. Tüm müracaatlarımız cevapsız kaldı. Hala 8 cenaze Kulp kimsesizler mezarlığında ve tek kabir içerisinde yatıyor. Katiller ortada ve maalesef yaptığımız suç duyuruları kimseyi cezalandırmadı. Vazgeçmedik, mücadelemize deva ediyoruz. Yıllar da geçse bütün kayıplarımızın akıbeti açıklanana kadar, biz bu uğurda mücadele edeceğiz.” 
 
‘Failler cezasızlık zırhı ile korundular’
 
Ardından ailenin avukatı Reyhan Yalçındağ da“Binlerce cinayette olduğu gibi failler yargı önünde hesap vermedi ve cezasızlık zırhı ile korundular” diyerek, “O günden bugüne yaşam haklarının ihlal edilmesinden, bu karanlığın sürdürülmesinden siyasi iktidarlar kadar yargı bürokrasisi de sorumlu. Faillerin cezasızlıkla korunduğu coğrafyada aydınlığa erişilmez. Bizler dünya döndükçe katillerin bulunup yargı önünde hesap verene kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz”  ifadelerini kullandı.
 
Gözaltına aldıklarını kabul etmediler
 
894’üncü hafta basın açıklamasını ise Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe okudu. Ayşe, askerlerin, 6 Mayıs 1994 tarihinde Deveboyu Mezrası’na yaptığı baskın sonrası köylerin boşaltıldığını ve yakıldığını söyledi. Askerlerin, 24 Mayıs tarihinde köye geri dönerek o esnada köyde olan 46 yaşındaki Selim, 40 yaşındaki Hasan ve 17 yaşındaki Cezayir’i gözaltına aldığını belirten Ayşe, “Onları nereye götürüyorsunuz?’ diye soran ailelerine  ‘Yolda bize rehberlik edecekler, sonra bırakacağız, merak etmeyin’ dediler. Salih Örhan ertesi gün Zeyrek Jandarma Komutanlığı’na giderek kardeşleri Selim ve Hasan ile yeğeni Cezayir'i sordu. Zeyrek Jandarma Komutanı Ahmet Potaş Kulp'a götürüldüklerini söyledi. Örhan, bu sefer Kulp Jandarma Komutanı Ali Ergülmez ile görüştü. Ali Ergülmez, konuya ilişkin bilgisi olmadığını söyledi” sözleri ile yaşananları aktardı.
 
Selim, Hasan ve Cezayir’in gözaltına alınıp, önce Serik Karakolu’na ardından Lice Jandarma Karakolu’na en son da bir kısmı işkencehaneye çevrilen Lice Yatılı Okulu’na götürüldüğüne dair tanıkların olduğunu ifade eden Ayşe , “Kulp Başsavcılığı’nın, 8 Haziran 1994 tarihinde başlattığı soruşturmada, gözaltı kayıtlarında Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın adlarının yer almadığı gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi” dedi.
 
AİHM: Ölümlerinden devlet sorumlu
 
Ayşe, ailenin tüm girişimlerinin sonuçsuz bırakıldığına dikkat çekerek, “Örhan Ailesi, İHD avukatları aracılığıyla AİHM’e başvurdu. 6 Kasım 2002 tarihinde AİHM, ‘Mahkeme, Örhanların güvenlik güçleri tarafından teyit edilmemiş bir şekilde tutuklanmalarından sonra ölmüş olduklarının varsayılması gerektiği görüşündedir. Bunun sonucunda davalı devletin onların ölümü konusundaki sorumluluğu söz konusudur’ tespitinde bulundu ve Türkiye’yi Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu tutarak mahkum etti” bilgisini paylaştı.
 
Kemikler savcılığa postayla gönderildi
 
Ailenin ve İHD’nin ısrarlı arayışı sonunda 2003 yılında Mehmet Selim ve Hasan Örhan'a ait kemiklerin Kulp'a bağlı Bağcılar köyü yakınlarında bir toplu mezarda bulunduğunu söylen Ayşe, Cezayir Örhan’a ait kemiklere ise hala ulaşılamadığını belirtti. Ayşe,  “İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda kimliklendirme çalışması yapılan Mehmet Selim ve Hasan Örhan’a ait kemikler 16 Temmuz 2004’te postayla Kulp Savcılığı’na gönderildi. Ancak defnetmek için kemikleri isteyen aileye Savcılık, kemiklerin kaybolduğu bilgisini verdi. Aile ve İHD bu sefer de kaybedilen kemiklerin peşine düştü. Altı yıllık arayışın ardından Örhanlara ait kemiklerin, aynı toplu mezardan çıkan 6 kişiyle birlikte topluca kimsesizler mezarlığına gömüldüğü anlaşıldı” sözlerini dile getirdi.
 
‘Etkin bir soruşturma başlatılmalı’
 
“Örhanlar dosyasının zamanaşımı uygulanarak kapatılmasını kabul etmiyoruz” diyen Ayşe, “Yargı makamları zamanaşımı kurumunu cezasızlığın bir aracı olarak kullanmaya son vermelidir. AİHM kayıtlarında da isimleri geçen sorumlular hakkında derhal etkin soruşturma ve kovuşturma süreci başlatılmalı, Örhanlar dosyasında adalet sağlanmalıdır” çağrısında bulundu.
 
‘Galatasaray’dan vazgeçmiyoruz’
 
Ayşe, basın metnini şu şekilde sonlandırdı: “Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten,  devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 195 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”