KESK İstanbul Kadın Meclisi: Güçleniyoruz ve sokaklara çıkıyoruz!

  • 20:53 14 Ocak 2022
  • Güncel
İSTANBUL - Yoksulluğa, zamlara, erkek şiddetine ve emek sömürüsüne karşı “birlikte mücadele” çağrısı yapan KESK İstanbul Kadın Meclisi, “Ekonomik krizin faturasını bize kesmek isteyenlere karşı kadın dayanışması ile güçleniyoruz ve sokaklara çıkıyoruz” dedi.
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Kadın Meclisi, yoksulluğa, zamlara, erkek şiddetine ve emek sömürüsüne karşı Şişli'de bulunan Cevahir AVM önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Krize, Yoksulluğa ve Erkek Şiddetine Karşı Kadınlar İsyanda” pankartının açıldığı açıklamada, “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, İtaat Etmiyoruz” ve “Geçinemiyoruz” dövizleri taşındı. Açıklamada sık sık, “Yoksulluğa karşı ses çıkar”, “Açlık sınırındaki maaşlara karşı ses çıkar”, “Güvencesiz işlere karşı ses çıkar”, “Yolsuzluğa karşı ses çıkar”, “Zamlara karşı ses çıkar”, “Emeğimize göz dikenlere karşı ses çıkar” sloganları atıldı.
 
‘En ağır biçimde yoksullaşanlar yine kadınlar!’
 
Basın açıklamasını okuyan KESK İstanbul Kadın Meclisi üyesi Hatice Yayla, “Türkiye tarihinin en derin ekonomik krizini yaşarken açlığın, yoksulluğun, zamların ve ölümlerin asıl sebebi virüs değil patriyarkal kapitalist sistemin ta kendisidir” dedi. Hatice, ekonomik kriz olanca hızıyla derinleşirken, en ağır biçimde yoksullaşanların ise yine kadınlar olduğunu belirtti. Ardından Hatice kadınların maruz kaldığı sorunları şöyle sıraladı: “İşgücü içerisindeki her 10 kadından yalnızca 3’ü çalışıyor. 2019 yılında 500 bin kadın, ev içi bakım hizmetleri nedeniyle işinden ayrıldı, 12 milyon kadın ise ev işleri nedeniyle çalışma hayatına giremedi. Türkiye’de işsiz kadın sayısı 2014’ten 2019’a yüzde 52 arttı, 2 milyona yaklaştı. 1 milyondan fazla kadın uzun sürelerle ve kayıt dışı çalıştırılıyor. Türkiye’de erkekler, kadınlardan yüzde 8 fazla kazanıyor.”
 
‘Güvencesizlik mobingi arttırıyor’
 
Hatice, pandemi ve ekonomik krizle birlikte kadınların işgücü piyasasından çekilme hızının, kadın işsizliği ve yoksulluğunun hiç olmadığı kadar arttığı bu dönemde, kadına yönelik şiddetin de aynı oranda arttığına dikkat çekti. Hatice, “Çalışma yaşamında esas hale getirilmek istenen güvencesizlik, biz kadınlar açısından mobingi, ayrımcılığı arttırıyor, örgütlenmenin ve hak aramanın önüne geçiyor. Performans yarışı da, ev ve bakım yükümlülüğünü taşıyan kadınlar açısından çok daha fazla çabayı gerektirirken yine baskıyı artıran bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor” dedi. 
 
‘Güçleniyoruz ve sokaklara çıkıyoruz!’
 
Pandeminin yükünün en çok kadınların sırtına yüklendiğini vurgulayan Hatice,  “Kadınların ev içine hapsedildiği bir dönemde kriz ve yoksulluk en sert biçimde biz kadınların hayatlarını etkilerken mevcut siyasal iktidar, patriyarkal, muhafazakar, homofobik, ‘makbul kadın’ ve ‘aile’ kodlarına dayanan gerici, kadın düşmanı rejimini inşa etmeye devam etmektedir. Erkek şiddeti karşısında hayatını yeniden kurmaya çalışan kadınlar sürekli iktidarın ördüğü duvarlara çarpıyor. Artan hayat pahalılığı ve işsizlik yüzünden boşanmakta zorlanan kadınlar şiddet döngüsüne devlet eliyle geri gönderiliyor. Boşanmaların zorlaştırılması ve nafaka hakkımıza yönelik saldırılar yetmediği gibi özellikle boşanma sürecinde gidecek yeri olmayan ve yüksek kiralar yüzünden ev kiralayamayan kadınlar tekrar şiddet sarmalına geri gönderiliyor” sözlerini kullandı. 
 
Hatice ayrıca kadınların temel gıda, toplu ulaşım, hijyenik ped gibi en asgari ve hayati ihtiyaçların karşılayamadığını da sözlerine ekledi. Hatice, “Ekonomik krizin faturasını bize kesmek isteyenlere karşı kadın dayanışması ile güçleniyoruz ve sokaklara çıkıyoruz” çağrısını yaptı. 
 
Talepler
 
Hatice, KESK’li kadınlar olarak taleplerini şöyle sıraladı: “Asgari ücret geçim ücreti olsun, faturalar ve gıdalarda KDV sıfırlansın, grevli, gerçek bir toplu sözleşme yasası yapılmalı, kadınların görüşmelerde temsiliyeti sağlanmalıdır, TİS görüşmelerinde kadın talepleri ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başlık altında toplanmalıdır, ILO standartları ve kamu emekçisi kadınların fiziksel ve sosyal koşulları dikkate alınarak, çalışan hamile kadına doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 24 hafta olmak üzere en az 32 hafta ücretli doğum izni verilmelidir, doğum sonrası ücretli-ücretsiz izin ile süt izni kullananlar sosyal ve özlük hak kaybı yaşamamalıdır.
 
‘8 Mart’ta tüm kadınlar ücretli izinli sayılmalı’
 
ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi imzalanmalıdır, kadınlara ve LGBTİ+lara uygulanan ayrımcılık, fiziksel cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve taciz, sözlü sataşma, ısrarlı takip ve dijital taciz son bulmalı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanmalıdır, boşanan, boşanma aşamasında olan, fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve taciz, ısrarlı takibe uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değişikliği talepleri herhangi bir belge ibrazı istenmeksizin kabul edilmelidir, 8 Mart’ta tüm kamu çalışanı kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılmalıdır, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi iptal edilmeli, sözleşmenin etkin bir biçimde uygulanması sağlanmalıdır.
 
Regl dönemlerinde 2 gün ücretli izin hakkı tanınmalı
 
Kadınların çifte mesaisi göz önünde tutularak erken emeklilik ve yıpranma payı sosyal güvenlik sistemine dahil edilmelidir, nüfusu 50 bini geçen belediyelerde şiddete ve istismara uğrayan kadın ve çocuklar için sığınma evleri açılmalı, sığınma evlerinin uluslararası standartlara uygun hizmet verecek hale getirilmesi sağlanmalıdır, kamuda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldırmak ve kadınların yönetim düzeylerinde yer almalarını sağlamak için cinsiyet eşitliği sağlayan mekanizmalar uygulanmalıdır, HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) ücretsiz olmalıdır ve özellikle risk grubundaki kadın emekçiler başta olmak üzere 26 yaşından büyük olsalar dahi tüm kadınlar açısından aşıya ulaşımın önündeki engeller kaldırılmalıdır, talepleri halinde kadınlara regl dönemlerinde ayda 2 gün ücretli izin hakkı tanınmalıdır.”
 
‘Mücadelemizi birlikte yükseltelim’
 
Tüm kadınları birlikte mücadeleye çağıran Hatice son olarak, “Kadınları görmezden gelenlere, cinsiyetçi ve homofobik yaklaşımlara, kadın düşmanlarına birlikte karşı koymaya ve de yıllardır yılmadan sürdürdüğümüz eşitlik, özgürlük, emek, barış, laiklik ve demokrasi mücadelemizi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” sözleriyle seslendi.