Mozambik'te Feminizm: Toprak, özgürlük, kız kardeşlik ve şiddetsiz bir yaşam için

  • 09:45 4 Mayıs 2021
  • Güncel
 
Nzira Deus
 
HABER MERKEZİ - Mozambikli bir feminist olan Nzira, ülkesinde yaşanan toprak gaspını, kadına yönelik şiddeti ve Mozambik’teki kadın hareketini anlatıyor.
 
Toprak gaspına değinmeden, Mozambik'teki kadınların yaşam koşulları hakkında konuşamayız. Büyük yatırım şirketleri buraya geliyor ve hükümetimiz onlara arazi vermeye devam ediyor. Mozambik'teki araziler -dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi- kadınların geçimi için en önemli unsur. Kadınların yüzde 80'inden fazlası bu arazilerden geçimini sağlıyor. Yabancı yatırımlar -karar alma süreçlerine etkin şekilde katılmamıza izin verilmediğinden- bizde belirsizlik, güvensizlik ve korku duygularına neden oluyor.
 
COVID-19’un, toprak işgalini ilerletmek ve köylülerle üreticileri kendi topraklarından çıkarmak için kullanıldığını görüyoruz. Bu esasında kapitalizmin saldırgan bir şekilde ilerlemesi ve terör yaratması ile alakalı. Herşeyi takip etmek zor, çünkü yapılan anlaşmaların çoğu gizlilik içerisinde yapılıyor. Örneğin, Cabo Delgado Bölgesi’nde, Mozambik hükümetinin çok uluslu şirketlerle arazi keşif ve imtiyaz anlaşmaları imzaladığı biliniyor. Bu nedenle, yerel halkın büyük bir kısmı kendi topraklarından göç etmek ve ait oldukları yerlerden ayrılmak zorunda kaldı. Kimliğimiz de bu unsurlar aracılığıyla inşa edildiği için, insanlar, topraklarıyla, toplumlarıyla ve kendileriyle olan bağlarını yitiriyorlar. 
 
Şirketlere verilen arazi imtiyazlarının ardında, Mozambik’te çok fazla arazinin olduğunu iddia eden söylemler var. Bu doğru değil, çünkü hiçbir arazi sahibi olmadan var olamaz! Herhangi bir yerde, görebildiğiniz tek şey ağaçlar veya “bakımsız” ormanlar olsa bile, bazı yerel topluluklar bu bölgeleri kullanıyorlar. Buralar geleneğin korunduğu alanlar veya ibadethanelerdir. Ormanlar, hastalıkları iyileştirmek ve yerel inançlar için şifalı otların toplandığı yerlerdir.
 
Gasp edilen bu topraklarda kadınlar tehdit olarak görülüyor
 
Birçoğu, kadınları, duaları ve yöntemleri nedeniyle büyücü olarak adlandırıyor. Ancak bunlar, kadınların nesilden nesile aktardığı geleneksel yöntemler. Bilgi, kadınların gücüdür. Sermayeye ve eril güce sahip olanlar bunu biliyorlar ve görünmez ancak çok güçlü olan bu güç karşısında kendilerini tehdit altında hissediyorlar. Risk, özellikle kadınların yaşamı açısından yüksek. Kadınlar öldürülüyor, tecavüz ediliyor ve kaçırılıyorlar. Bilgileri, gelenekleri, duaları ve güçleri ile kadınlar, gasp edilen bu topraklarda tehdit olarak görülüyorlar. 
 
Büyük araziler için yapılan imtiyaz anlaşmaları, geleneksel bilginin tüm zenginliğini ve orman çeşitliliğini yok ederek topluluklara bir şey bırakmıyor. Bu ne tür bir gelişmedir? Halkların iradesine saygı duymamak ne içindir?
 
Kadınlar ülkenin karşı karşıya olduğu çatışmalarda, özellikle ülkenin orta ve kuzey bölgelerinde, savaş silahı olarak görüldü. Eylül 2020'de, Cabo Delgado Bölgesi’nde, bir kadın Mozambik kolluk güçleri tarafından vahşice öldürüldü. Hükümet, kadının ‘teröristler’ tarafından öldürüldüğünü iddia etti, ancak yerel halk, bu suçtan kolluk güçlerinin sorumlu olduğunu düşünüyor. Kadın, ‘teröristlere’ hizmet eden bir büyücü olmakla suçlandı, ancak herhangi bir soruşturma yapılmadı.
 
Şiddetin, doğanın sömürülmesi ile bağı var
 
Çatışma sırasında, kadınların bedenleri zarar görüyor. Kadınlar çatışma sürecinde sistematik olarak kullanılıyor, kötü muamele görüyor ve pek çok şekilde istismar ediliyorlar. Kadın bedeni, topraklarını (machambas) satmayı reddeden veya topraklarını savunan erkekleri sindirmek için bir strateji olarak istismar ediliyor. İnsanlar böyle bir vahşet karşısında kendilerini güçsüz hissediyorlar. Şiddetin, doğal kaynaklar ve doğanın sömürülmesi konusunda çatışma ile doğrudan bağı bulunuyor.
 
Kadınlar sadece silahlı çatışma bağlamında değil, aynı zamanda yeniden yerleştirildikleri bölgelerde de istismara uğruyorlar. İnsan hakları gözetilmiyor ve kadınların özel ihtiyaçlarına odaklanılmıyor. Kamp içerisinde, kız çocukları ve kadınlara yönelik pek çok cinsel şiddet vakası rapor ediliyor. Dahası biz bu vakaları çoğunlukla duymuyoruz. Kadınlar korktukları, güvenmedikleri ve tereddüt yaşadıkları için pek çok şeyi yüksek sesle konuşamıyorlar. Yalnızca güvendikleri birini bulduklarında ve kendilerini güvende hissettikleri zaman konuşuyorlar. Kadınların taşıdığı sessizlik çok şey anlatıyor.
 
Alternatifleri hayata geçirmek için güç ve umut
 
Şiddeti önlemeye yönelik bir yasamız olduğu için mutluyuz, ancak kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadınlara uygun hizmetler sunulmuyor. Kadınlar şiddetle müdahale eden kolluk gücü Esquadra'ya güvenmiyorlar. Burada kadınlara, “istismara uğramak için ne yaptığı’’ gibi sorular soruluyor. Öyle vakalar var ki, failler soruşturmayı durdurmak için polise rüşvet veriyorlar ve bu da istismarı bildirme konusunda kadınlar açısından caydırıcı oluyor.
 
Ayrıca kürtajı suç olmaktan çıkaran bir yasa tasarısı geçirdik. Güçlü bir kampanya yürüttük ve şimdi bununla ilgili yasalarımız mevcut, ancak hâlâ mücadele etmemiz gereken çok şey var. Gerçekliğin kağıt üzerindekini yansıtmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Kadınların ihtiyaçlarına cevap verilmesi açısından belirli hizmetleri izlemeye devam ediyoruz. Ancak kağıt üzerindekilerin etkin bir şekilde uygulanması ve dikkate alınması için büyük çaba sarf etmemiz gerekiyor.
 
Bireylerin ve toplulukların haklarını koruduğu için, Afrika’nın en ilerici mevzuatı olarak kabul gören bir Toprak Kanunu var. Yasa hem erkeklere hem de kadınlara tapu hakkı tanıyor, ancak ataerki güçlü ve erkekler her zaman arazi tapularını üzerlerine alıyorlar. Bu konuda kadınların erişebileceği herhangi bir hukuki destek mevcut değil. Pek çok kadın adalete nasıl erişileceğini ve haklarına saygı gösterilmesini nasıl sağlayacağını bilmiyor. Büyük yatırımlar geldiğinde, hükümet arazileri vatandaştan veya topluluklardan alıyor ve geriye hiçbir şey kalmıyor. Rutin hukuki yaptırımlar son derece sıkıntılı. İlgili yasa şu anda gözden geçiriliyor, ancak kırsal alanlardaki kadın üreticiler değiştirilmekte olan yasal düzenlemelerden emin olamıyorlar.
 
Yine önemli bir konu, Mozambik’te pek çok dil konuşuluyor. Ülkede 17 farklı dil konuşuluyor ancak bu dilleri konuşanlar karşılıklı olarak bir araya geldikleri zaman birbirlerini anlamıyorlar. Ayrıca Mozambik'in komşusu olan bütün ülkelerde İngilizce konuşuluyor. Söz konusu bilgi paylaşımı olduğu zaman dil engeli ortaya çıkıyor. Erkek egemen sistemle mücadele etmek için, kadınların katılımını, seslerini ve hakların öznesi olmayı sınırlayan şeylerle de uğraşmalıyız. Ataerkil sistem ve sömürgeciliğin sonucu olarak kadınlar sessizleşiyor.
 
Anadillerinde konuşabilselerdi çok şey anlatırlardı
 
Toplumsal karar alma mekanizmalarında, örneğin, yabancı bir şirket yerel yatırım yapmak için geldiğinde, sadece Portekizce konuşuluyor. Topluluklardaki pek çok kadın burada ne konuşulduğunu anlamıyor veya anladıklarında dahi konuşmuyorlar, çünkü kendi dillerini kullanmaktan çekiniyorlar. Bu toplantılar kadınların kendi dillerinde yapılsaydı şayet söyleyecek çok şeyleri olurdu. Yeniden üretim, su, toprak ve bakım konularında kadınlar kendi endişelerinden bahsedebilirlerdi.
 
‘’Su taşıma mesafesini nasıl azaltmamız gerektiğinden kimse bahsetmiyor. Doğum hastanelerine ve sağlık tesislerine ne derece ihtiyacımız olduğu konuşulmuyor. Siyasi farkındalığı ve tartışmayı geliştirecek, devrimci bir süreç inşa edecek enerjiyi bulmalıyız.’’
 
Alternatifler önermek için güç ve umut oluşturmaya çalışıyoruz. Son zamanlarda belirgin bir keder içerisindeyiz, mücadele ediyoruz ancak bu senaryodan çıkış yolu bulamıyoruz. Kız kardeşlerimiz ne kadar acı çekerse, güçsüzlük duygusu da o kadar güçleniyor. Bu sorunların üstesinden nasıl geleceğiz?
 
Salgınla birlikte, bakış açımızı ve taleplerimizi ortaya koymak daha da zorlaşıyor, çünkü sokakta çoğunlukla dinleniyoruz. Artan bir baskı var ve kamusal siyasi faaliyetlerimiz yasaklandı. Siyasi mücadele ve farkındalığı güçlendirmek için aramızda işbirlikleri yürütüyoruz.
 
Feminist direniş, hareket ve deneyimler
 
‘’Bu yolda yürüyenlerle yeni başlayanlar arasındaki uyumu nasıl sağlayabiliriz? Bu sohbeti başlatmazsak sessiz kalacağız, çekinme artacak ve bu hareketi böler, mücadeleyi bireysel bir çaba haline getirir.’’
 
Feminist hareketimizi nasıl güçlü ve canlı tutabiliriz? Yeni örgütlenme biçimlerini nasıl inşa edebiliriz? Genç olanlar yeni bir şeyler yapmak istiyorlar, farklı bir şeyler. Düşünmek, öneriler yapmak ve harekete geçmek istiyorlar, ancak ekonomik ve sosyal zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar. Herkesin kendi hızı var. Bu yolda yürüyenlerle yeni başlayanlar arasındaki uyumu nasıl sağlayabiliriz? Bu sohbeti başlatmazsak sessiz kalacağız, çekinme artacak ve bu hareketi böler, mücadeleyi bireysel bir çaba haline getirir. Farklılıklarımız olsa bile herkesi nasıl bir araya getirebiliriz? Birşeyleri farklı yapmak ne anlama geliyor? Dinleme pratiğini nasıl geliştirebiliriz?
 
Mozambik'teki feminist deneyim, yerel, bölgesel ve uluslararası kadın hareketleri ve dernekler aracılığıyla gerçekleşiyor. Dünya Kadın Yürüyüşü mücadeleye daha derin bir duygu katıyor, sistemi eleştiriyor, var olanı parçalıyor ve birliktelik sağlıyor. Hakları için mücadele etmek isteyen ve teoride, ofiste, internette sıkışıp kalmak istemeyenler için bir alan. Dünya Kadın Yürüyüşü; dayanışma, buluşma ve paylaşım için bir alana sahip olma olasılığıdır.
 
Mozambik'te feminizmi inşa ederek, yeni siyasi eylem biçimleri yaratıyoruz. Haziran 2015'te, bir tecavüz vakasıyla ilgili haberlerin çıkmasının ardından kalabalık bir caddede protesto gerçekleştirdik. Bu izinsiz bir gösteriydi ve tutuklanabilirdik. Ancak kendimizi cesur hissediyorduk ve gösteriyi kırk dakika boyunca sürdürdük.
 
Diğer güzel deneyimler, ülke çapında ve bölgesel karavanlar, askeri çatışma nedeniyle kadınlarla dayanışma içinde kurulan kamplar ve feminist ateşlerdi. Karavanlarda seyahat ederken 7000 km. yol katettik. Uzun ve yorucu geçen yolculuklara rağmen; bize yaklaşan kadınları görmek, birbirimizle tanışmak, birbirimizi dinlemek, birbirimizin hayatlarını paylaşmak buna değerdi.
Feminist ateşler, biz genç feminist kadınların yaşadığı günlük sıkıntılarımızı paylaşmak, öfkemizi ortaya çıkarmak ve aktivizmimizi güçlendirmek için oluşturduğumuz konuşma çemberleriydi. Gelenekler çok güçlü, bu nedenle kültürel yönümüzü ortaya koyduk, dönüştürdük ve günün sonunda ateşler yaktık. Bu, yaşça büyük olanların tanıklıklarını genç olanlara aktardıkları, hikâyeleri, dersleri ve yaşam için tavsiyelerini paylaştıkları bir andı. Bunu birbirimize yakın olmak için yapıyoruz.
 
Kadınlar pek çok sorumluluğu üstleniyor. Ateş bizi sıcak tutuyor, rahatlatıyor ve yalnız olmadığımızı hissettiriyor. Bize, günlük hayatımızda cinsiyetçilikle yüzleşme cesareti veriyor. Ateş aynı zamanda bizim için çok güçlü bir sembol ve Mozambik'teki feminist hareketi de güçlendirdi. Çünkü kadınlar için özgürleştirici bir alan. Burada tartıştığımız şey burada kalıyor. Sohbetin sonunda, ataerkiyi ateşte yakıp güçleniyoruz.’’
 
Nzira Deus kimdir?
 
Mozambikli bir feminist olan Nzira, Dünya Kadın Yürüyüşü aktivisti ve Fórum Mulher'in yönetici direktörlüğünü yapıyor. Afrika'da, kadın ve LGBT hakları için çalışıyor.
 
Çeviri: Jinnews
 
Kaynak: https://capiremov.org/en/analysis/feminism-in-mozambique/