Suriye’de 10 yılın ardından: Rejim hala eski sistemde ısrarcı

  • 09:05 3 Mayıs 2021
  • Güncel
Dîcle Demhat
 
ŞEHBA - Türkiye’nin Şehba ve Efrîn’e yönelik saldırılarını değerlendiren MSD Şehba-Efrîn Kadın Bürosu Yöneticisi Zeynep Qember, devletlerin, kendi çıkarları için Suriye topraklarında bulunduğuna dikkat çekerek, “Demokratik bir Suriye için hala masaya oturulmadı. 10 senelik krize rağmen hala Suriye rejimi 2011’deki sistemi yeniden yapılandırmak istiyor. Bunca mücadeleyi yok sayıp yeniden eski Suriye sistemini kabul etmeyeceğiz” diye vurguladı.
 
Suriye’de 2012-2013 yılları arasında başlayan kriz ile birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok alanına çete gruplarının saldırıları oldu. 2016 yılına kadar güvenli bir alan olan ve halkların bir arada yaşadığı Şehba ve Efrîn kantonları daha sonra saldırıların hedefi oldu. 2018 yılında Türkiye ve ona bağlı grupların saldırısına uğradı. Saldırılar sonucu Efrîn’de yaşayan halklar zorunlu göçe tabi tutulurken, göçe zorlanan halkların büyük bir kısmı Şehba’ya yerleşti. Türkiye’nin saldırıları bu kez de Şehba’ya yöneldi. Til Rıfat, Şerewa, Şeh, Eyndeqnê, Beloniyê ve diğer alanlarına saldırılar hala devam ederken, Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Şehba-Efrîn Kadın Bürosu Yöneticisi Zeynep Qember, Şehba’nın stratejik konumuna ve bölgeye yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘2012 ve 2013’te başlayan saldırılar devam ediyor’
 
Zeynep, Şehba alanına yönelik yapılan saldırıların tarihine değinerek, Suriye krizinin başlamasıyla, Şehba’ya da saldırıların başladığını söyledi. Bu saldırılar karşısında kadınların emeğini ve iradesini görmek gerektiğine dikkat çeken Zeynep, “Yıllardır sömürülen, eve kapatılan kadın Suriye kriziyle beraber en iyi şekilde rolünü oynadı. Bu devrimin olması kadınların devrime olan inancıyla oldu. 2012-2013 yılları arasında Şehba alanında Özgür Suriye Ordusu adı altında örgütlenen çete grupları tarafından saldırılar oldu. Bu saldırılar aslında Türkiye devletinin destekleriyle oldu. Eskiden çete gruplarını hedef gösterip saldıran Türk devleti şu an açık bir şekilde savaşmakta” diye konuştu.
 
‘Düşündükleri olmadı, Şehba özgürleştirildi’
 
Şehba ve Efrîn’de benzer kültürlerin yaşatıldığını kaydeden Zeynep, bu bölgede yaşayan halkın tarıma, toprağa önem verdiğine, ancak Türkiye’nin, yıllardır emek verilen topraklara saldırdığına, kadınları hedef aldığına işaret etti. Efrîn ve Şehba üzerinde yürütülen politikalara dikkat çeken Zeynep, “O dönemde Efrîn güvenli bir bölgeydi ve kadınların rolü önemliydi. Bu temelde Türk devleti ve ona bağlı çeteler Şehba alanında hakimiyetlerini kurup, Efrîn’i etkisi altına almayı düşünüyordu. Fakat düşündükleri olmadı ve Şehba özgürleştirildi. Yeni Osmanlı hanedanlığını kurmak isteyen Erdoğan bu sefer direk ve açık bir şekilde Efrîn’e saldırdı. Yani ÖSO adıyla aslında 2012-2013’te Şehba alanına saldırılar başlamıştı. Şehba, Efrîn gibi zengin topraklara sahip, kültürel bir toplumu içinde barındırır ve coğrafik olarak da önemli bir yerdedir. Bütün halklar bir arada özgürce yaşadığı içinde saldırılarda hedef alınmakta” ifadelerini kullandı.
 
‘Türk devletinin saldırılarıyla her gün yüz yüzeyiz’
 
Şehba alanının hedef alınması ve şu an ki saldırıların nedenine dikkat çeken Zeynep, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehba alanı kuşatmaya alındığında Efrîn Kantonu Şehbalılara kapılarını açtı. 2018’de Efrîn’e yönelik saldırılar başlayınca bu sefer de Şehba halkı Efrînli halkımıza kapılarını açtı. Bu kucaklaşmayla halkın iradesi güçlendi, topraklarının tekrardan özgürleşeceğinin inancı büyüdü. Şu anda Efrîn alanında tarihi eserleri ortadan kaldırmaları, demografyayı değiştirmeleri ile bir halkın tarihi yok edilemez. Tarih günümüzdür, yaşadığımız andır. O yüzden tarih her şeyi yazmış. Şu an da halkı parçalamak tekrardan göçe zorlamak için her gün top atışları, keşif uçakları ve diğer saldırı biçimleriyle saldırmaya devam etmekteler. Sadece Türkiye değil, halkın huzurunu kaçırmak, yaşamı çekilmez hale getirmek için Rusya, Suriye rejimi de psikolojik ve diğer saldırıları biçimleriyle saldırmakta. Bu saldırılara rağmen halk umutlarıyla, değerleriyle, iradesiyle topraklarında kalmakta ısrarcı. Türk devletinin saldırılarıyla her gün yüz yüzeyiz, etrafımız kuşatılmış, Suriye rejimi ambargo uyguluyor. Ambargo olduğu için halkın yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak, hastane için ilaç temin etmek bazen bizi zorluyor.”
 
‘Yürütülen politika Kürt halkı için bir soykırımdır’
 
Zeynep, devletlerin, kendi çıkarları için Suriye topraklarında bulunduğuna değinirken, “Ne Rusya, ne Suriye ne de Amerika; ne güvenliğimiz için ne de bizim haklarımızı bize vermek için buradalar. Suriye rejimi içinde büyük bir boşluk var, şu ana kadar Rusya’yla hangi temeller üzerine anlaştıkları belli değil. Ona rağmen de demokratik bir Suriye devleti için hala masaya oturmadılar. 10 senedir Suriye devletinin yaşadığı krize rağmen hala Suriye rejimi 2011’deki sistemi yeniden yapılandırmak istiyor. Fakat bu mümkün değil. Biz Kürt halkı ve Suriye’de ezilen diğer halklar olarak bunu kabul edemeyiz. Bunca direniş, şehadet ve bunca mücadeleyi yok sayıp yeniden eski Suriye sistemini kabul etmeyeceğiz. Çıkarları için Suriye topraklarında yer alan devletler ortak bir masaya oturup, tartışıyorlar. Birliklerini oluşturuyorlar. Fakat biz bu tartışmaları ve kirli politikaları kabul etmiyoruz ve bu politika Kürt halkı için bir soykırımdır, diğer halklar için de bir gözdağıdır. Bu kadar kirli politikalara karşı devletlerin sessizliği nedendir. Biz bir yere kadar gelmişiz, Kürt halkı olarak birliğimizi acilen yapıp, bütün Ortadoğu ve dış devletler için kararlılığımızı ve tutumumuzu gösterme zamanıdır. Bu şekilde özgür kadın çizgisi temelinde ve özgür bir toplum çerçevesinde hem tarihimizi hem de topraklarımızı koruyabiliriz” şeklinde konuştu.
 
’21’inci yüzyıl kadının özgürlük yüzyılıdır’
 
Özgür toplumun, ancak özgür kadınla yaratılabileceğinin altını çizen Zeynep, kadınlara yönelik yapılan her saldırının, toplumun iradesini kırma temelinde yapıldığını kaydetti. “Bizler Rêber Apo’nun felsefesi temelinde büyümüş ve bu temelde Özerk Yönetim sistemimizi kurmuş bir toplumuz” diyen Zeynep, bunun sonucu olarak da yaşamın her alanında kadınların yer aldığını vurguladı. Ortak bir yaşamla yaşanacağını öğrenen bir kadının karşısında artık kimse duramaz ve yaşamını, iradesini yıkamaz. Burada yaşananlar karşısında devletlerin sessizliği önemli değil, bizim ısrarımız önemli. Tarih yazacaktır ve biz de her zaman ısrarlı olacağız. 21’inci yüzyılda Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında devrimin içinde yeni bir devrim gerçekleştirdik. Bu devrim de kadın devrimidir. 21’inci yüzyıl, kadının özgürlük yüzyılıdır. Bugün bütün dünya için örnek bir sistem oluşturduk. Yönetimlerimiz, komutanlarımız Avesta xabur, Arin Mirkan’dır, sesimiz Hevrin Xelef, haykırışlarımız Zehra Berkel, mücadelemiz Amara Renas ve Hind ve Saada’dır. Bizim öncü kadınlarımız vardır. Bu temelde özgürlük için mücadelemize devam edeceğiz. Ruhumuza, beynimize özgürlük işlenmiş, kimse irademizi kıramaz” sözlerine yer verdi.
 
‘Özgürlüğe olan inancımız sonsuz’
 
Zeynep, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bugün düşman her alanda ve her an bize saldırabilir önemli olan bizim özerkliğimizi nasıl koruyacağımız, nasıl ayakta kalacağımızdır. Bunun bilincinde olup, yaşamamız lazım. Bizim üzerimize düşen direnişimize devam edip, şehitlerimize sahip çıkmaktır. Yokluktan varlığı oluşturacağız. Örgütümüze, yönetimlerimize ve Kürt kadınına inancımız sonsuz. Bu temelde de 10 yıl önce kadın devrimi için attığımız ilk adımların devamını devam ettireceğiz. Tek sözümüz ‘ya özgür bir kadın ve toplum ya da saldırılara karşı direniş’ olacaktır.”