Bir tanığın gözünden tutsak kent Dêrazor’un özgürlük hikayesi

  • 09:01 23 Mart 2021
  • Okumadan Geçme!
Dicle Demhat
 
DÊRAZOR - DAİŞ’in işkence ve katliamlarının tanığı Melek Ebd-Kerim, kentte DAİŞ döneminde yaşananları ‘ Bu zulmü anlatınca çok acı çekiyorum” sözleriyle özetlerken, QSD tarafından özgürleştirilmesinden sonrasını ise, “Arap kadınları olarak tarihi adımlar attık” sözleriyle ifade ediyor.
 
Kuzey ve Doğu Suriye bölgesi Suriye Demokratik Güçleri (QSD) 23 Mart 2019 tarihinde işgal altındaki Dêrazor’a bağlı Baxoz kentini, DAİŞ’den kurtararak özgürleştirdi. QSD savaşçıları Baxoz’un özgürleştirilmesini, 2014 yılında DAİŞ tarafından katledilen, kaçırılan, tecavüze maruz bırakılan Şengalli Êzidî kadınlara atfetti.  
 
DAİŞ’in saldırılarına, uyguladıkları şiddete birçok defa tanıklık eden Melek Ebd-Kerim, evini, kentini bırakmak zorunda kalmış. Bugün Dêrazor’da yaşayan ve Kadın Komitesi’nde faaliyet yürüten Melek, kentin özgürleştirilmesinin yıldönümünde yaşananları ajansımıza anlattı.
 
'Suriye krizinin yaşanması devrim sahalarını oluşturdu’
 
Üniversitede Sosyal Bilimler Bölümü öğrencisiyken DAİŞ saldırısından kaynaklı okulu bırakmak zorunda kalan Melek, Baas Rejimi döneminde ayrımcılığın olduğuna vurgu yaptı. Bu ayrımcılığın sadece halklar arasında değil cins temellide olduğunu vurgulayan Melek,“Baas Rejimi döneminde sınıflaşma, ayrımcılık vardı. Ataerkil ve devlet tarafından belirlenen sınırların yanı sıra, toplumun kadına belirlediği sınırlar vardı. Dêrazor’da yaşayan bir kadın bu sınırların dışına çıkamazdı. Kadınlar, hem Baas Rejimi tarafından hem toplumun klasik gelenekleri ve en son DAİŞ  ve diğer gruplar tarafından bir baskı altındaydı. Toplum için yaşam zorlaşmış fakat kadınlar için daha da zorlaşmıştı. Suriye krizinin başlamasıyla Baas Rejiminin baskıları Dêrezor alanında daha da ağırlaştı. Suriye krizi döneminde ayaklanmaya katılan birçok üniversite öğrencisi ve gençler, Baas Rejimi tarafından katledildi. Buna karşı Özgür ordu kuruldu ve gençler bu orduda yer aldı. Daha sonra birçok farklı gruplar oluştu ve oluşan gruplar halkın malını mülkünü talan etti” sözleriyle yaşananları anlattı.
 
' Zorla evlerimiz talan ediliyordu’ 
 
Melek’in Dêrazor’un DAİŞ tarafından işgal edilmesi ve sonrasında özgürleştirilmesi sürecini şu sözlerle anlatıyor:  “Bir gün eve dönünce evin çetelerle dolduğunu gördüm. Ne olmuş bilmiyordum. Onlara neden burada olduklarını sorduğumda evin artık onlara ait olduğunu söylediler. Eğer evine dönmek istiyorsan grubumuza katıl evini veririz dediler. Fakat onların bu teklifini kabul etmedim ve çıktım. Sadece benim evimi değil komşularımızın evini de talan ettiler. Bu Talan ve saldırılar Baas Rejiminin kontrolü altında gerçekleşiyordu. Artık Dêrazor kenti DAİŞ çeteleri tarafından işgal edilmiş ve kendi kanunlarını ve sistemlerini zorunlu kılıyorlardı. Kadınlar onlar için artık bir şey ifade etmiyor, zorla kara çarşaf giydiriliyordu. Kadınların dışarı çıkmaları ve yalnız dolaşmaları yasaklandı. İhtiyaçlarımızı karşılayamıyorduk, dışarı çıkınca işkencelere maruz bırakılıyorduk. Bir gün DAİŞ çeteleri Baas Rejimine saldıracaklardı ondan kaynaklı dışarı çıkma yasağı getirildi. Bende ihtiyaçları almak için dışarı çıktım ve DAİŞ tarafından ayağıma kurşun sıkıldı. Yarım saat sonra hastaneye götürüldüm. Doktorların kadınları tedavi etmesi ya da yaralarını sarmaları yasaktı. Ondan ailem hastaneye gelmeyene kadar tedavi edilmedim. Ailem hastaneye geldikten sonra tedavi edildim.
 
Kadınları taşlarla katlediyorlardı
 
Ramazan ayıydı, iftar sofrasına oturmuştuk birden savaş uçaklarının sesi geldi ve amcamın evini vurdular. Amcamlar o an vefat ettiler. DAİŞ çeteleri amcamı gömmemize izin vermedi. Hiçbir şekilde cenazelerini görmedik. Eğer gitseydik kaçırılacaktık. Adlarıyla bilinen Hiwêc ailesi vardı. O aileden birini tutukladılar ve sokağın ortasında herkesin gözü önünde astılar. Bir günde bir kadını sokağa getirdiler. Kadın şiddete maruz kaldığı için bağırmış bundan kaynaklı çeteler çocukları örgütleyip, kadını taşladılar.  Bu yaşananları anlatmak zor, anlatınca yüreğim sızlıyor canım acıyor. Hiç tahmin etmemiştim bir gün insanlar, vicdansız insanlar tarafından katledilecekler. Fakat hayatın gerçeklikleri her zaman acıdır.
 
QSD şehri halkın yöneteceğini bildirince halk ilk başta şaşırdı
 
QSD Güçlerinin direnişi sayesinde kentlerimiz DAİŞ çetelerinden temizlendi. QSD Gücü tanımadığımız bir güç olduğundan kaynaklı ilk başlarda halk bu güçten de korktu. Fakat Kent özgürleşip, temizlendikten sonra, QSD güçleri artık şehri halkın yöneteceğini bildirince halk ilk başta şaşırdı. Kısa bir dönem içerisinde artık QSD güçleri halk tarafından sevilip, herkesin gönlünde taht oluşturdu. Bizim içinde tek çözüm ve özgürlük gücü oldular. Daha sonra Özerk Yönetim, kurum, meclis ve birçok komite oluşturuldu. Halkların birliği temelinde Özerk Yönetim oluştu ve bu temelde de çalışmalarına devam etti.
 
Arap kadınları olarak büyük ve tarihi adımlar attık
 
Sistemin oluşmasında kadınlar öncülük etti ve şuana kadar da kadın özgürlüğü ve halkların birliği temelinde sistem yürütülmekte. Şuan Arap kadınları olarak birçok konuda büyük ve tarihi adımlar attık. Şuan bütün Arap kadınları eğitimler görerek kendilerini geliştirip, çalışmalarına büyük bir önemle katılıyor. 3 Sene oldu Dêrazor Bölgesi DAİŞ çetelerinden özgürleştirileli. Bende bir kadın olarak kadın komite çalışmalarında yerimi alıyorum. Özerk Yönetim sistemi içerisinde kadınlar kendi haklarını koruyabiliyorlar. Şuana kadar da özgür, adaletli ve bütün halkların bir arada yaşadığı bir sistem kurduk. Çalışmalarda kadınlar önemli bir yere sahip. Nasıl ki Rojava Kürdistan’ında devrim kadın devrimi olarak ele alındı. Kadınların Kuzey ve Doğu Suriye -Rojava Kürdistan’ındaki kadın direnişleri benim için büyük bir ilham kaynağı oldu.”