Prof. Pınar Saip: Mutantlı virüs vakaları arttı, endişeliyiz

  • 09:10 26 Mart 2021
  • Sağlık
Habibe Eren 
 
İSTANBUL- İstanbul'da mutantlı virüs vakalarının arttığını ve salgının alarm verdiğini belirten İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, "Sanki ülkemizde bu sorun halledilmiş gibi bir hava yaratılmış durumda. Salgın yönetimi tamamen vatandaşın kendi tedbirlerine bırakılmış şekilde gidiyor. Çok ciddi kayıplar yaşayacağız, çok endişeliyiz" dedi. 
 
1 Mart’tan sonra hayata geçirilen “normalleşme” adımları ile birlikte koronavirüs vaka ve ölüm oranlarında ciddi bir artış yaşandı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre koronavirüs nedeniyle toplam ölüm sayısı 30 bin 316’ya, toplam vaka sayısı ise 3 milyon 61 bin 520’ye yükseldi. Özellikle İstanbul’da vaka sayıları iki katına çıkarken hastane doluluk oranları da arttı. AKP kongrelerin devam ettiği, kamu da ve birçok alanda önlemlerin hayata geçirilmediği bir süreçte yaşanan artış tedirginlik yaratırken emek meslek örgütleri uyarılarda bulunmaya devam ediyor.
 
İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, vaka sayılarında çok hızlı bir artış olduğunu belirterek İstanbul’un alarm verdiğini söyledi.
 
‘Covid servislerinde yataklar dolmaya başladı’
 
Hasta sayılarının geçtiğimiz aylarda 650’lere kadar indiğini hatırlatan Pınar, şu an ciddi bir yükselme olduğunu vurguladı. Hastanelerin Covid servislerinde yatakların dolmaya başladığını ve yeni servislerin açıldığını aktaran Pınar, “Yoğun bakımlarda giderek Covid hastaları ile dolmaya başladı. İstanbul’da yoğun bakım yatak doluluk oranları giderek arttı. Bu durum başka rahatsızlıkları olan hastalar açısından da sıkıntılar yarattı. Ameliyat olması gereken acil hastalar için boş yer olması lazım ki, başka tür hastaların yoğun bakım ihtiyacı karşılansın. Sonuçta İstanbul tekrar alarm veriyor. Bunu günlük açıklanan ölüm sayılarından da görebiliriz. Aralık ayında ölüm sayıları 250’lere varmıştı. Şimdi de aynı süreç yaşanıyor. Bildirilen kadarıyla günlük 150’lere varan ölüm oranlarını görüyoruz. Bunun tabi ki daha da fazla olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bazı ölümler Covid olarak geçmiyor. Günde bu kadar vatandaşımızı önlenebilir bir hastalık nedeniyle gerekli tedbirler alınmadığı için kaybediyoruz. Bu gerçekten hesabı verilmesi zor bir durum” dedi.
 
‘Çok ciddi kayıplar yaşayacağız, endişeliyiz’
 
Mutant virüsün İstanbul’da giderek arttığını ve bu virüsün bulaşıcılığının daha fazla olduğunu belirten Pınar, Türkiye’de en fazla İngiltere mutantının görüldüğünü ve bu mutantın bulaştırma oranının daha yüksek olduğunu kaydetti. Türkiye’de mutant virüs görülme oranının yüzde 60’ları bulduğunu söyleyen Pınar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her konuda olduğu gibi bu konuda da veriler şeffaf paylaşılmıyor. Verilerin düzenli olarak toplumla paylaşılıyor olması lazım. Mutantlı virüsün nerelerde arttığı, hangi mahallelerde ve hangi iş kollarında daha fazla görüldüğünün paylaşılıyor olmak lazım. Ama ne yazık ki ülkemizin gündemi bu kadar hayati bir konu değil. Bambaşka konular gündemi meşgul etmekte. Sanki ülkemizde bu sorun halledilmiş gibi bir hava yaratılmış durumda. Salgın yönetimi tamamen vatandaşın kendi tedbirlerine bırakılmış şekilde gidiyor. Çok ciddi kayıplar yaşayacağız, çok endişeliyiz.”
 
‘Böyle giderse aşılama birkaç yılı bulur’
 
Aşılamada sürecine de değinen Pınar, Türkiye’nin kapasitesinin çok altında aşılama yapıldığını belirtti.  Günlük aşı miktarlarının çok daha yüksek düzeyde yapılabileceğine işaret eden Pınar, “Yeterli alım zamanında yapılmadığı ve koşulları sağlanmadığı için aşı tedarikinde sıkıntılar yaşanıyor. Bazı siyasi nedenler de var tabi. Süreç çok şeffaf yürütülmediği için düzenli aşı girişi olmuyor. Aralıkta gelecek ve Mayıs’a kadar bitireceğiz derken şu anda Kasım ayına kadar bir süre verildi ki, bu hızla giderse maalesef Kasım ayına kadar da aşılama sağlanamayacak. Aşı oranları hem ölüm oranlarını hem de hastalığı ağır atlatma oranlarını düşürüyor. Bu nedenlerle aşı yapılan 65 yaş üstünün yoğun bakım oranı düştü. Genç kesimde hastalık şu an daha ağır seyrediyor. Bu nedenle bir an önce toplumun çok hızlı bir şekilde aşılanması lazım. Tam bir seferberlik ruhu içinde ülkenin gündeminin bu olması gerekiyor. Yoksa bu hızla aşılama birkaç yılı bulur” ifadelerini kullandı.
 
‘Kongrelerin vaka artışında etkisi büyük’
 
Salgında 3’üncü pikin yaşandığını ve günlük hasta sayısının 30 bine vardığını dile getiren Pınar, rakamların artmasında AKP kongrelerinin büyük bir etkisi olduğunu kaydetti. Kongreler nedeniyle Türkiye’nin her yerinden insanların sürekli toplumsal bir hareketlilik içinde olduğunun altını çizen Pınar, “Bu tür durumların ülkenin en yetkili kişisi tarafından özendiriliyor ve bundan mutluluk duyuluyor olması toplumda önlemlere karşı davranış biçimlerini önemli derece de etkilemektedir. Sonuçta sadece vatandaşa ‘tedbir al deyip’  yetkililerin tedbirini almadığı kendi söylediklerine bile uymadıkları bir durum yaşıyoruz. Bu gerçekten trajedi” diye konuştu.
 
‘Toplumsal seferberlik içinde olmak gerekiyor’
 
Hükümet yetkilileri tarafından ülkenin gerçek gündeminin pandemi olduğunun benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Pınar, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizin sorunu parti kongreleri veya 2023’te uzaya gitmek değil. Gündemimiz, salgında vatandaşlarımızın ölmemesini sağlayacağımız bir toplumsal seferberlik içinde olmak. Bütçenin ağırlık payının da buna ayrılması gerekiyor. Bilim kurulunun tamamen bağımsız bir kurul haline geçmiş olması lazım. Şu anda Bilim Kurulu yeterli bir işlev göremiyor, çünkü yetkisi yok. Sadece danışmanlık veriliyor bu da şeffaf değil. Ne danışıldığını da bilmiyoruz; istenen uygulanıyor, istenmeyen uygulanmıyor. Salgın yönetimi yetkileri tanımlanmış, işlevi olan bir kurula devredilmeli. Ve epidemiyolojinin kurallarına göre bir süreç yürütülmeli. Aşıların hızlıca gelmesi ve bir an önce aşılamanın yapılması lazım. Bütün meslek örgütlerinin, sendikaların, eğitimcilere salgını yönetme de sürece dâhil edilmesi gerekiyor. Şu anda tamamen İçişleri ve Cumhurbaşkanlığının önerileri doğrultusunda yürütülen bir salgın süreci ile karşı karşıyayız.”
 
Son olarak yetkilileri uyaran Pınar, günde 150 yurttaşın yaşamını yitirdiğini ve sağlık emekçileri üzerindeki yükün tekrar arttığını belirterek, pandemiyi birinci gündem yapmaları gerektiğini vurguladı.