'Halkların gerçekliğini haykırmaya devam edeceğiz'

  • 09:02 8 Nisan 2021
  • Güncel
Dilan Babat
 
ANKARA - Yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve 6 günlük gözaltı sürecinde çalıştığı kurumdan çıkarılan Betül Koca, “Kürde dokunma yanarsın” mesajının verilmek istendiğini belirterek, “Bizler sadece Kürt halkının değil, bütün halkların gerçekliğini haykırmaya devam edeceğiz” dedi. 
 
İktidarın süreklileşen baskı politikalarını kalıcılaştırma çabası, sokakta, evde olduğu gibi işyerlerinde de kendini gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok kentte Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) üye ve yöneticileri, evlerine yapılan baskında gözaltına alınmıştı. Ankara’da gözaltına alınan 10 kişiden 3’üne çıkarıldıkları mahkemece ev hapsi verilirken, 7 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
 
Ankara’da 2015 yılından bu yana sürekli gözaltına alınanlardan biri de Betül Koca. Hakkında 23 soruşturma açılan ve en son alınışında 6 gün gözaltında tutulan Betül, “Kurumumuzun zarar görmemesi için sizinle çalışamayız” denilerek çalıştığı özel kurumdan çıkarıldı.
 
‘Psikolojik şiddete dönüşüyor’
 
Yapılan tüm gözaltıların sembolik olduğunu ve dosyaların, “içeriği bomboş” olarak önlerine geldiğini belirten Betül, son ev baskınlarının HDP’nin kapatılma davası gündeminin ardından gelmesi ile HDP üzerinde halka bir mesaj verilmek istendiğini ifade etti. Betül, “Yapılan muameleler tabi ki hiçbir delil, somut veriler olmadığı için tam olarak psikolojik bir şiddette dönüşüyor. İktidar bunu yaparken, bunu destekleyen ana akım medyada ise şahsımızı karalayarak, itibarsızlaştırarak yapıyor” dedi.
 
‘Yargının siyasallaştığı yerde adalet beklemiyoruz’
 
Ev baskınlarında bandrollü olan kitapların “delil” olarak alındığını ve bunların dosyada “örgüt propagandası”na dönüştüğünü kaydeden Betül, “Yargının artık siyasallaştığı bir noktadayız. Yargının siyasal olduğu yerde de adalet beklemiyoruz. Buradan aldığı güçle kolluk kuvvetleri de istediği her şeyi yapabiliyor. Çünkü inanılmaz bir cezasızlık, bir hakimiyet güç gösterisi var. Biz bunu sadece gözaltılarda değil, sokakta, eylemlerde, basın açıklamalarda da bir demokratik hak aramada karşımıza ‘Ben devletim’ diye dikilen polislerden görüyoruz” ifadelerini kullandı. Gözaltı sürecinde kendisine PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin bitirilmesi ve Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmesi talebiyle açlık grevi başlatan Leyla Güven’in sorulduğunu söyleyen Betül, kendisine “Neden açlık grevi eylemlerine sahip çıktın” gibi soruların yöneltildiğini kaydetti. 
 
‘‘Kürde dokunma yanarsın’ mesajı veriliyor’
 
Kürt kadın özgürlük mücadelesinde yer aldığı için sürekli hedef haline geldiğine dikkat çeken Betül, şunları belirtti: “2015’den bu yana bu böyle ve düzenli olarak gözaltına alınan, düzenli olarak hiçbir delil olmadan bırakılan, gerçekten milyonlardan biriyim. Dün ‘Kürt sorununu çözeceğiz’ diyenler, Kürtlerin oyuna talip olanlar, milyonlarca insana haksızlık ederek kana bulaştılar. Belli başlı kesime hitap etmeyi bırakıp herkesi ‘terörist’ ilan edip artık koltuğu sağlamlaştırma derdindeler. Dün nasıl Kürt halkıyla ortak mücadeleyi ve kardeşliği sahipleniyorsak bugün de onu sahipleneceğiz. Bundan kaynaklı gözaltılar bir ‘fişleme’ olayına dönüştü. Bu fişlenme yöntemiyle topluma gözdağı ve ‘Kürde dokunma yanarsın’ mesajı verilmeye çalışılıyor. Bizler sadece Kürt halkı ile değil, bütün halklar gerçekliğini haykırmaya devam edeceğiz.”