Cumartesi Annesi Menekşe Aydınlar: Ellerim yakalarındadır

  • 13:55 27 Şubat 2021
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 1994 yılında gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini sordu. Annesi Menekşe Aydınlar, hala oğlunun yolunu gözlediğini söyleyerek, “Ellerim yakalarındadır” dedi.
 
Cumartesi Anneleri eylemlerinin 831’inci haftasında açıklama koronavirüs  (Covid-19) nedeniyle online gerçekleştirildi. Sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen eylemde, bu hafta 20 Şubat 1994 yılında gözaltında kaybedilen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar’ın akıbeti soruldu. 
 
‘Çocuğuma doymadım’
 
Cüneyt Aydınlar’ın annesi Menekşe Aydınlar, 27 yıldır adalet beklediğini söyleyerek, hala oğlunun geleceğini umarak beklediğini dile getirdi. İçinin yandığını söyleyen Menekşe, “Gözlerim yollarda. Ciğeri yanan anneler ağlamasın istiyorum. Oğluma ne oldu? Açıklasınlar artık. Bu dünyada da diğer dünyada da ellerim yakalarındadır. Ben doymadım çocuğuma… İçimizi yaktılar. Bunu yapanların da içi yansın” diye ifade etti. 
 
Amca Recep Aydınlar da, Cumartesi Anneleri'nin kutsal bir mücadele verdiğini belirterek, “3-4 kuşaktır süren eylemin hala aydınlatılmaması ülkenin ayıbıdır. Bu ayıp devlet güçleri tarafından işlenmiştir” dedi. Gözaltında kaybedilmelerde zaman aşımının olamayacağını söyleyen amca, “Yaralar kalplere işlenmiştir. Hiç kimse bize unutturamaz. Yıllarca bu acıyla anneleri yaşatılmak zorunda bırakılması büyük bir suçtur” diye konuştu.
 
‘Dosya tozlu raflarda’
 
İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin ise dava dosyası hakkında bilgi vererek, yaptıkları tüm girişimlere rağmen iç hukukta hiçbir gelişmenin yaşanmadığını söyleyerek, Cüneyt Aydınlar dosyasının da savcılığın tozlu raflarına kaldırıldığını aktardı.  
 
‘7 gün boyunca gözaltında olmadığı söylendi’
 
Bu haftaki açıklamayı Cumartesi İnsanları'ndan Nuran Öztürk okudu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar’ın, 20 Şubat 1994 tarihinde Bakırköy İncirli’de polis tarafından gözaltına alındığını belirten Nuran, aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi gibi Cüneyt’in de Gayrettepe’deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü aktardı. Ancak onu soran ailesine ve avukatlarına yedi gün boyunca gözaltında olmadığının söylendiğini belirten Nuran, “Yapılan ısrarlı başvurular sonucu 27 Şubat 1994 tarihinde gözaltında olduğu kayda geçirildi” diye ifade etti. 
 
‘Aileye kaçtığı söylendi’
 
Gözaltında tutulan 14 kişinin savcılığa çıkarıldıklarında aralarında Cüneyt Aydınlar’ın olmadığını sözlerine ekleyen Nuran, şöyle anlattı:
 
“Bu kişiler, 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna bir açıklama yaptı. Açıklamada Cüneyt Aydınlar’ın 20 Şubat 1994 tarihinde gözaltına alındığını ve 2 Mart 1994 tarihine kadar birlikte gözaltında tutulduklarını söylediler. Ağır işkence gören Cüneyt’in 2 Mart 1994 tarihinde, ‘Ölmeye hazır mısın? Ölmeye gidiyorsun!’ diyen altı polis tarafından sürüklenerek bulunduğu hücreden götürüldüğünü ve kendisini bir daha görmediklerini anlattılar. Aydınlar’a ağır işkence yapıldığına, yürüyemez ve hareket edemez halde olduğuna dair çok sayıda tanık vardı. Ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğü onu soran ailesine oğullarının, 28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermek için götürdükleri Beyoğlu Çukurcuma’da ‘Dur’ ihtarına uymayarak kaçtığını söyledi. Ailenin başvurusu üzerine İHD avukatları olayı araştırdı. Araştırma sonrası İHD İstanbul Şubesi, 25 Mart 1994 tarihinde bir basın açıklaması yaptı ve Terörle Mücadele Şubesi’nin gözaltına aldığını kabul ettiği Cüneyt Aydınlar’ı kaybettiğini kamuoyuna duyurdu.”
 
‘Etkin soruşturma yürütülsün’
 
Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini öğrenmek isteyen ailesinin tüm başvurularının sonuçsuz kaldığını ifade eden Nuran, “Etkin bir araştırma, soruşturma süreci işletilmedi. Tüm yetkili merciler, polisin firar senaryosunu esas aldı. Elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, görgü tanıklarının beyanına göre desteksiz ayakta duramayan birinin 30 kadar polisin elinden nasıl kaçabildiği sorgulanmadı. Dosya zaman aşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı. Kaybedilmesinden devlet sorumludur. Akıbetinin açığa çıkartılması için etkin soruşturma yürütme yükümlülüğü devam ediyor. Gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenen suç kapsamındadır ve zaman aşımına tabi değildir. Devlet 27 yıllık cezasızlığa son vermelidir. Etkin soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğü yerine getirilsin” sözlerine yer verdi.